Başak'ın Blogu...

28/8/2009

Av peşinde

Merdiven avına çıktım ya, av peşinde dolanırken bugün neler çıktı karşıma neler...

Önce bir kedi çıktı.

Kedinin peşinde beni getirdiği yer, Gülçiçek Hatun'un türbesiydi.

Gülçiçek Hatun, kendisi için türbe yaptırılan ilk padişah anası. 1. Murat'ın eşi; Beyazid'in anası. Türbe bir çıkmaz sokakta. Yahşibey Mahallesi, Yahşibey Caddesi, Yahşibey Sokak. Sokakta apartmanlar, pencere önünde oturanlar, park etmiş araçlar, oynayan çocuklar var; ama Gülçiçek Hatun'un bu sokaktaki en eski komşusu, Yahşi Bey'in ta kendisi. Yahşi Bey, kim diyecek olursanız;  Beyazid devri komutanlarından. I. Murat devrinde Osmanlı Devleti'nde çok güçlü bir konuma gelmiş Timurtaşpaşa Ailesi'nin bir ferdi.  Babası meşhur Timurtaş Paşa, Beyazid'in lalası. Timurtaş'ın dört oğlundan üçü I. Murat devrinde vezir olmuşlar (hepitopu 5 vezirlik divanda, 3 kardeş birden!). En büyük oğul Yahşi Bey,  Ankara Savaşı'nda şehit düştüğünden o günleri görememiş.


Kedi Gülçiçek Hatun'un yanında kaldı, ben dolanmaya devam ediyorum. Çok geçmedi, bir türbe daha! 3 Hanım Kızlar Türbesi yazıyor kapıda. Hanımların kim oldukları bilinmiyor. Herhalde Osmanlı sarayına mensup birileri. Kapıda "3 hanım" yazıyor ama dört sanduka var! Acaba dördüncüsü hanım değil miymiş veya dördüncü sanduka sonradan mı bulunmuş, başka bir yerden mi gelmiş? Ne kadar gizemli bir yer..



Türbenin yanındaki basamakları çıkınca...

Koca Naip Camisi'nin bahçesindesiniz. Koca Naip Mahmut Efendi, I.  Murat devrinde kadı, sonra kazasker olmuş.  Padişah oğlu Beyazid'i siyasi nedenlerle Germiyanoğlu'nun kızı ile evlendirmeye karar verdiğinde Mahmut Efendi, 3000 kişilik bir alay eşliğinde kız almaya gitmiş! Ne ilginç, avludaki tabelada Koca Naip ile ilgili bilgi verirken en çok bu düğün alayından bahsediliyor...Ben de Bursa'daki o müthiş düğünün bahsini okumuştum bir yerlerde...

Dolanırken dolanırken gene merdivenler çıktı karşıma....

Durur muyum, çıktım baktım tabi... Hasan Çelebi ile kızı Fatma Hatun karşıladı beni bu sefer de! Açık bir türbede, müthiş güzel bir Bursa manzarası karşısında yatan baba kızın isimleri tabelada yazıyor da haklarında başka bir bilgi yazmıyor. Mezarın üstünde zeytin ağaçları, yanında yaşlı bir servi var. Etrafında havlular, yazmalar, hatta bir çift takunya bile gördüm....Hasan Çelebi ile Fatma Hatun'a bunları getirenler, kim olduklarını biliyorlar mıdır acaba? 
 

Kategori: Ordan-burdan
5/6/2009

Keşif

Klasik müzik dünyasından yeni  bir haber var:  Araştırmacılar, bir kütüphanede Alman besteci Robert Schumann’ın daha önce bilinmeyen bir eserinin el yazmalarını bulmuşlar! “Ahnung” (Sezgi) adındaki tek sayfa üstüne yazılmış, 24 ölçüden ibaret piyano eserinin üzerinde tarih yazmıyor ama araştırmacılara göre eser 1838’de yazılmış ve üzerindeki bir nota göre sanatçının eşi Clara tarafından Julius Allgeyer adlı arkadaşına hediye edilmiş.  

Clara’nın hazırladığı eser listesinde adı geçtiği için bu bestenin varlığı daha önce bilinmekteymiş ama notaları gören, eseri çalıp dinleyebilen yokmuş.  Sonsuza dek kaybolduğu sanılan notalar meğerse 1888 yılında Almanya’nın İsviçre sınırındaki Konstanz Gölü kıyısında kurulu Überlingen şehrindeki kütüphaneye bağışlanan bir dosyada yer almaktaymış. Jullius Allgeyer’in erkek kardeşi Überlingen şehrindeki kütüphanenin kurucusu olduğundan onun kütüphaneye bağışladığı diğer şeylerle birlikte bu el yazmasının da kütüphaneye geldiği  tahmin ediliyor.  Yıllar boyu kimse dosyadaki bu nota sayfasının önemini fark edememiş.  2006 yılında kütüphaneciler dosyayı yeniden kataloglarken bu sayfanın kayıp eser olduğu keşfedilmiş! Ne var ki bu bilgiyi Münih’teki “Müzik Kaynakları Uluslar arası Repertuarı” yetkilileri inceleyip doğrulayana kadar gizli tutmuşlar.  Schumann’ın kayıp eserinin bulunduğu haberi Nisan 2009’da kamuoyuna açıklanmış.

Parça ilk defa Eylül 2009’da, el yazmasının bulunduğu Überlingen şehrinde seslendirilecekmiş. Şimdilik Schumann’ın 1838’de yazdığı bir başka eserini dinlemek isteyenler, buraya tıklayabilirler>>

Kategori: Ordan-burdan
24/4/2009

Kim yazdı bu şarkıları?

Dün yamultup yazıma başlık yaptığım dizeleri yazanı merak ettim (Zaten yazmak bunun için iyi.  İnsan yazdıkça merak ediyor.  En azından bende böyle bir etkisi oluyor.) .

"Bugün 23 Nisan, Hep Neşeyle Doluyor İnsan" şarkısını yazan kişi dillerden düşmeyen daha nice çocuk şarkısının da yazarıymış meğerse.  Şu sözleri hatırlamayan var mı:

"Mini mini bir kuş donmuştu / Pencereme konmuştu",  
"Yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, / Bizlere kutlu olsun. ", 
"Sağ elimde beş parmak,  /Sol elimde beş parmak, / Say bak say bak say bak. " , 
"İki uzun kulağım,  /Bir fısıltıyı duyar /Keskin güçlü dişlerim, / Minik bir kuyruğum var" 
"Köpeğim hav hav hav hav der, / Köpeğim benden ne ister?"
"Dalda duran üç elma,  / Sen de güzel, sen de güzel koparma!"

Saip Egüz, 1920 Bergama doğumlu müzik öğretmeni.  Emekli olunca TRT'de çalışmış, çocuk korolarının kuruluşunda yer almış; onlarca şarkı yazmış. 1981'de aramızdan ayrılmış.

 

Kategori: Ordan-burdan


« Önceki::

Blogcu ile yapıldı